Perşembe, Mayıs 29, 2008

Sigarayı Bırakmada Davranış Modifikasyonu ( Behavior Modification)

Sigarayı Bırakmada Davranış Modifikasyonu ( Behavior Modification) Kuramsal tabanı ne olursa olsun , Ashem’e göre davranış değiştirmeye yönelik olarak yapılan her şey davranış şekillendirmedir. Harrop ise davranış şekillendirmenin bir davranışın istenilen hale getirilmesi olarak tanýmlamaktadýr. O zaman bu kýsa açýklamadan þu temel sonuca eriþmemiz mümkündür. Her davranış istenilen hale dönüştürülebilir. Ortadan kaldırılabilir, azaltılabilir veya yok edilebilir. Davranış şekillendirmede üç husus önemli olmaktadýr:
Davranış þekillendirmede geçmiş yaşantılarla değil, o anki açık (overt) davranışlarla ilgilenilmektedir.
Davranış tanımlandıktan sonra þekillendirme yöntemi belirlenmelidir.
şekillenen davranışların bireyin psiko-sosyal uyumunu ne þekilde etkilediði saptanmalýdýr.
Davranış þekillendirme sürecinin özünde istenmeyen davranışların söndürülebileceði, istenilenlerin ise, kazandırılabileceği varsayımı yatmaktadır.Davranış şekillendirme konusundaki uygulamalar ve yöntemler çeþitlidir. Ancak en çok kullanılan yöntemler dört grupta toplanabilir. Bunlar:
Karşıt Koşullanma (Aversive Theraphy)
Örnek alma (Symbolisation)
Simgesel Ödül Biriktirme
Edimsel Koþullanmadýr.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Çarşamba, Şubat 27, 2008

Liderlik ve İletişim

En genel anlamıyla grup kavramı çoğul hali ifade etmektedir. Burada birden fazla kişinin varlığı söz konusudur.Bir kalabalığın psiko-sosyal manada grup olabilmesi için iki temel koşul bulunmaktadır. Bunlardan birisi ortak amacın bulunmasıdır. Öte yandan grupta yer alan bireylerin ortak normlara uymaları gereklidir.Söz konusu normların her bireye etkisi aynı olmalıdır. Bu iki hususun varlığı sosyal sistemin grup hüviyeti sağlamasına yetmemektedir. Bir koşul veya ulaşılması gereken bir nokta daha bulunmaktadır.

Bu aşama bireylerin etkileşim boyutunda bulunmalarıdır. Bir çok insan bir araya gelebilir ortak amaçları bulunabilir, aynı kriterlerde inanabilirler. Ancak bu husus grup olmalarına yetmemektedir. Esas önemli olan bireylerin birbirleriyle ilişki içinde bulunmalarıdır. Yani aralarında bir iletişim olmalıdır.

Genel manada biz buna etkileşim diyoruz.Burada asgari koşul bireylerin birbirinden haberdar olmalarıdır. Birey tek başına olduğunda ayrı , grupta bulunduğunda farklı, davranmaktadır. İşte bu farklılaşmaya sosyal hareketlilik (social mobility) diyebiliriz.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Çarşamba, Ocak 30, 2008

Stres sonrasında nasıl rahatlanabilir

Peki stres sonrasında nasıl rahatlanabilir. Bazı pratik öneriler verelim :

l. Soluk alışınızı bilerek yavaşlatınız.
2. Sakinleşmek için yapabileceğiniz fiziki egzersizleri mutlaka yapın.
3. Kaslarınızı doğrudan rahatlatın.
4. Oturuş ve duruş biçiminizi gözden geçirin.
5. Duygusal geriliminizi açığa bırakın. Duygularınızı yazın veya teybe okuyun.
6. Gerilimi bir arkadaşınızla konuşarak azaltınız.
7. Fiziksel olarak, belli bir süre yavaşlayın.
8. Bir mola verin. Kimse anlamasın. Sadece siz bilin.
9. Etkinliklerinizi değiştirmeye çalışın.
10. Mini- molalar veriniz.
11. Yaşantınızda düşünmeye zaman ayırın.
12. Kendinize kaçış mekanizmaları yaratın.
13. Kendinize yalnız kalabileceğiniz zamanlar seçin.
14. Gevşeme mekanizmaları geliştirin.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Stres’sin Nedenleri ve Sonuçları

Stres’sin nedenlerini şu şekilde sınıflayabiliriz:
a. Fiziki nedenler
b. Kimyasal nedenler
c. İş ile ilgili nedenler
d. Çevresel nedenler
e. Psiko-Sosyal nedenler

Stres’in kısa dönemli etkilerine bakacak olursak :

Fizyolojik olarak: Adale gerginliği, kalp çarpıntısı,kan basıncı artımı.
Psikolojik olarak : Endişe, karamsarlık, kızgınlık.
Zihinsel olarak : Unutkanlık, dikkat toplayamama
Stres’in uzun dönemli etkilerine bakacak olursak :
Fizyolojik olarak: Kronik hastalıklar, baş ağrısı, hiper tansiyon, kalp hastalıkları.
Psikolojik olarak : Kronik anksiyete ve depresyon, fobiler, kişilik değişikliği, ruhsal hastalıklar.
Zihinsel olarak : Düşünce ve hafıza bozuklukları, obsesif düşünceler ve uyku bozukluklları.

Peki sonuçta ulaşılan nokta nedir. ÜRETKENLİĞİN AZALMASI, ZEVK ALAMAMA,YAKIN İLİŞKİ KURAMAMA. Böyle bir kişinin ise ne örgütte ne de toplumda sağlıklı bir yeri olamaz.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Stress’in organizmada yarattığı fiziki etkiler

Sress’in organizmada yarattığı fiziki etkileri şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Depolanmış yağ ve şeker kana karışarak, mücadele için gereken enerji aktive edilir.

2. Bedenin daha fazla oksijene ihtiyaca olacağı için solunum sayısı artar.

3. Beyne ve organlara daha fazla oksijen taşınabilmesi için alyuvar sayısı artar.

4. Kalp vurum sayısı artar basınç yükselir, tansiyon çıkar.Bu sırada organizmada kalıcı yada
geçici felçler olabilir.

5. Kuvvet gerektiren işlere hazırlık yapılarak kasların gerilimi artmaktadır.

6. Yaralanmalara karşı kan kaybını azaltmak amacıyla kan pıhtılaşma mekanizması daha etkin hale gelir.

7. Sindirim yavaşlamakta ve durma noktasına gelmektedir.

8. Göz bebekleri daha fazla algı ve ışık alma üzere büyümektedir.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Stres yüklemesi

Psikoloji sözlüğü stres kavramını iki şekilde tanımlamaktadır. Birinci anlamına göre, kişinin içeriden veya dışarıdan gelen mevcut dengeyi veya duygusal, bilişsel ve sosyal işleyişi bozma eğilimi gösteren ve onu bu dengeyi korumaya veya bozulan dengeyi yeniden kurmaya yönelik yeni davranışları zorlayan gerçek yada algılanan uyarıcılara verdiği fiziksel-ruhsal-bilişsel tepkiler bütünüdür.

İkinci anlamıyla kişide yukarıda tanımlanan türden tepkilere yol açabilen her türlü çevresel veya içsel geçici - sürekli , fiziksel, kimyasal, ruhsal etkenlerdir. Geçtan stres karşılığı zorlanma terimini kullanmaktadır.Kısaca şöyle demektedir. İnsan yaşantısında doyum aramaktadır.İçinden ya da çevresinden gelen nedenlerden ötürü engellenmelerle karşılaşır. Bunun sonucunda zorlanma yani ‘stres’ ortaya çıkmaktadır. Stres engellenme dışındada belirebilir.Çatışan, çelişen, aykırı , ayrı amaç ya da gereksinimin aynı anda bulunmasıyla da belirebilir. Böyle bir durumda amaçla ilgili gereksinimlerden birini seçersiniz. Ama öbürü engellendiği için çatışma olur ve stres ortaya çıkabilir.Zorlanma durumları bireyde bazı duygular yaratabilir.

En yaygın olanı kızgınlıktır.İşte örgütte işgörenlere karşı sürekli olarak bağırıp çağıran kızgın kişi stres topudur.Kızgınlık duygusu kişiye aktivasyon sağlar. Eğer sıksık engellenme yaşanırsa kızgınlık duygusu yerini düşmanlığa bırakır. Bunun sonucunda kişi engellenme yaratan kişilere karşı zarar verme yada ortadan kaldırma istekleri ortaya çıkar. Birbirini çok seven işgörenlerin ve diğerlerinin birbirlerine karşı düşmanla savaş ortamında yaşanabilecek sahnelere şahit olmuşsunuzdur. Çoğu zaman bu duruma hayret edersiniz. Nedeni yine stres yüklemesidir.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

İhtiyaçlar hiyerarşisi

Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini beş grupta ele almaktadır. En üstede Kendini Gerçekleştirme ihtiyacını koymaktadır.Bu ihtiyaçlar şu şekildedir:.

Kendini Gerçekleştirme
Değer Başarı ve Kendine Saygı
Ait olma ihtiyacı ve Sevgi Bulma İhtiyacı
Emniyet güven düzen ve değişmezlik ihtiyacı
Açlık susuzluk ve cinsiyetin Fizyolojik açıdan doyumu

İşte organizmada dengenin bozulması sonucu hissedilen olumsuz duruma ihtiyaç denilmektedir. Susayınca boğazımızın kuruması gibi.Eksikliği gidermek için organizmada beliren güce dürü (drive) denilmektedir.Organizmanın ihtiyacı gidermek için belli bir yönde etkinlik göstermesi eğilimine (tendecy) güdü yada motif (motive) diyoruz. O zaman şu şekilde bir sıralama belirmektedir.

1. İhtiyaç 2. Dürtü 3. Güdü 4. Davranış
Güdülenme konusundaki kuramlar beş grupta toplanabilir.

a.Dürtü Kuramı : Bu kurama göre organizmada belli bir ihtiyaç durumu belirgin hal alır.Bunun sonucunda beliren dürtü hali motivasyonu sağlar.

b.Özendirici Uyarıcı Kuramı : Bazı davranışlarımız aslında ihtiyacımız olmadan uyarıcılardan etkilenerek ortaya çıkmaktadır. Aç olmadığımız halde yiyen birine imrendiğimizde yaşanılan budur.

c.Optimal Düzeyde Uyarılma Durumu : Bazı tür uyarım ortamları istenildiği için en üst etki düzeyinde seçilir. Örneğin diskoda gürültüye maruz kalma.
Yine lunaparktaki araçlara binme ve yarış otoları kullanma bu konuya örnek verilebilir.

d.İçgüdü Kuramı: Bu tür davranışları sadece hayvanlarda görüyoruz.

e.Öykünme Kuramı : Öykünme yada taklit yoluyla da davranışta bulunulabilmektedir. Ancak bu davranış kritik öğrenme anında olmaktadır.Ördek yavrularının gölde anneleri yerine yüzen her kişiyi izlemeleri bu hususa örnek verilebilir.

Örgütte yer alan bireylere ideal motivasyon ortamı sağlamak için pozitif geri bildirimden (positive feedback) yararlanmak gereklidir.İşte bir örgütte yöneticilerin istenilen davranış ortamını sağlayacak güdüsel alt yapıda kullanacakları pozitif geri bildirimleri sıralayalım.

.İnsanları gerektiği gibi övebilmek.
.İnsanları Cesaretlendirebilmek.
.Tam bir patron gibi davranmamak.
.Olumlu şeyleri ve yönleri ortaya çıkarabilmek.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Güdülenme-Motivasyon

Bu hususu açıklamaya çalışalım. Güdü terimi ile beraber olarak, psikolojide ihtiyaç ve dürtü (instinct) terimleri kullanılmaktadır. Genel olarak organizmayı davranışlara yönelten güdüler ihtiyaçlardan kaynaklanmaktadır. O zaman şu temel sonuç beliriyor. Dünyadaki bireylerde güdü yaratmadan, organizasyonlarda hiçbir davranış geliştiremezsiniz.

Yani çalışanlarda motivasyon yaratmanız, davranışın ön koşuludur. O zaman organizmanın herhangi bir davranışa karşı uyarılması ve bir amaca yönelmesi güdülenmedir. Şimdide sıraladığımız diğer terimlerle güdülenme ilişkisine, belki de hiyerarşisine bakalım Organizma denge durumunda (hemoestasis) yaşantısını sürdürmektedir. Derken herhangi bir şeyden yoksun kalmaktadır.

Bu durumda denge bozulmaktadır. Birey allak, bullaktır. Bu hali gidermeye çalışmaktadır. İşte bu hale ihtiyaç (need) aşaması demekteyiz. Bu ihtiyaçların bir kısmı doğuştan gelir öğrenme gerektirmez. Bunlar yaşamsaldır. Olmazsa ölürsünüz. Bunlara primer yada birincil ihtiyaçlar denilmektedir. Bunun yanısıra hayati derecede önemli olmayan öğrenilen, yaşantı sonucu elde edilen ihtiyaçlar bulunmaktadır.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Salı, Temmuz 17, 2007

Anne Babalara Öneriler


Anne ve Babalara :

Her çocuğun kendisine özgü konuşma gelişimi olduğu, buna müdahale edilmeden kendi gelişiminin izlenmesi anlatılmalıdır.Bunun için tutarlı ve sakin davranılması açıklanmalıdır.

· Çocuklarına konuşmak için ihtiyaç duymaları sağlanmalıdır. Çocuklara konuşma sevdirilmelidir.

· Aile içi çatışmaların çocukları etkıilediği özellikle dil gelişimine etki ettiği anlatılmalıdır.

· Anne babalara çocuklarını kekemeliklerine karşı duyarlı olmaları sağlanmalıdır. Bu kapsamda çocuklarının konuşmalarını bebeksi bularak aşırı ilgi göstermeleri veya onları yermeleri ya da kayıtsız kalmaları; ileride çok zor düzelecek sorunlar yaratabilmektedir.

· Anne-babalar en kısa sürede uzman desteğine ulaşmalıdırlar. Bu anlamda yerleri ve ortamları güzel olan ancak içi boş merkezler seçilmemelidir. Esas olan Akademik kariyerli kişilerin yönetimindeki merkezlerdir. Sıklıkça yapılan İrrasyonel bir öneri kekeme çocuklasrın en az onbeşgün kulaklarını kapamaları ve kendiliğinden konuşma gelişiminin olacağıdır. Bu öneri içi boş ancak gösterişli; örneğin konumları gereği bir şey varmış izlenimindeki yerlerin akıl dışı önerileridir. Zira insan hava ve kemik yoluyla duyar. Kulağa pamuk tıkamak duymayı engellemez, aksine bunalımı artırır. Bir hastam bu öneri dahada iyi olsun diye bir ay pamukla dolaşarak bunalıma girmişti.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Kekemelik Sorunu

Yıllarca bu sorunla ilgilenen birisi olarak; intihar eden, sabahlara kadar ağlayan tamamen mutsuz olan kişiler gördüm. Hatta inanılması güç ama; vatani görevini yapan Şanlı Türk ordusu mensubu iken; incitilen ve alay edilenleri gördüm.


Hatta hatırlarım bir kızım vardı, Sarışın yeşil gözlü akıllımı akıllı, İngilizcesi ve Matematiği mükemmel ve okul birincisi. Bu dünya güzelide sabahlara kadar ağlıyordu. Çünkü arkadaşları, ona kukuku diyerek alay ediyorlardı. Bir gün bana, bu gün sınıfta şliir okudum çok şaşırdılar, bana asla kukuku diyemeyecekler derken; en büyük zaferi kazanan kumandandan daha gururluydu.


Yine hatırlarım Bankada Müdür olan bir canım hastam eşinin ve kendi adını 16 yıldır söyleyememişti. Derslerimiz ilerlediğinde, eşini telefonla arayıp, hayatında ilk defa Tülin hanım derken ağlıyordu. Ben de ona katıldım.

Anadolunun önemli illerinden birisinden gelen sağlık alanında görevli 40 yaşlarında hastam, şunu anlattığında ağlıyordu:

"Karım bu konuşmayı düzeltmezsen evi terk et dedi. Unutmadan karısı, Yüksek İnşaat Mühendisi idi. Çocukları lisedeydi. Onlarda baba sen sakın öğretmenler gününe gelme rezil ediyorsun demişlerdi."

Bunları anlatırken ağlıyordu. Bu gün çok mutlu aile hayatı ve evliliği var.

Bunlar ilk anda aklıma gelenler; vakit bulduğumda tamamlamak üzere; Benim Canım Kekemelerim adlı kitaba başladım.

Etiketler: , , , ,

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Cumartesi, Aralık 09, 2006

Ses Bozuklukları ve Düzeltilmesi - Çeşitli Modeller

Hem organik hem de işlevsel bozukluk olmadığı halde yine de ses bozukluğu oluşabilir. Bu tür bozukluklara duygusal nedenli ses bozukluğu denilebilir.

Bu konuya ilişkin olarak isterik ses kaybı (hysterical aphonia) verilebilir. Bireyin ruhsal dengesi konuşmasını etkilemektedir. Kızgınlık ve üzüntü sırasında sesin etkilenmesi buna örnek gösterilebilir.

Belirtilen husuların dışında diğer bir grup neden de ses bozukluğuna yol açabilmektedir.

Uygun olmayan model:
Konuşma işitmeye dayalı ve öykünme yoluyla kazanılan bir beceridir. Eğer çocuk kötü bir modeli kaynak olarak karşısında bulursa olumsuz özellikleri alabilir.

Olumsuz davranışların şekillendirmesi:
Bazı bireylerdeki ses bozukluğu iyi olmayan davranışın sürdürülmesi sonucu oluşur. Örneğin rahatsız lık geçirip ses bozukluğuna uğraan bireyin bunu sürdürmesi. Bir başka önemli nokta ise, bilerek bozuk ses çıkaran çocuklarına aşırı ilgi göstererek bu sesin pekişmesini sağlayan yanlış ana-baba tutumlarıdır.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Salı, Kasım 21, 2006

İşlevsel Ses Bozuklukları

İşlevsel ses bozuklukları

Konuşma organları eksiksiz ve sağlıklı olabilirler ancak işleyişleri açısından yetersizlikleri bulunabilir. Etkili kullanamama ya da uygun öğrenmeme sonucu çıkan bozukluklar şu şekilde sınıflandırılabilir:

Ventriküler sesleme:
Seslerin gırtlağın yanlış kıvrımlarından çıkmasıyla oluşur. Bu tür ses bozukluğunda, boğuk ses, düşük perde, zayıf ses şiddeti gibi özellikler görülür.

Çift tonluluk:
Bu durum farklı perdedeki iki sesi birlikte kullanma halinde belirmektedir. Ses konuşana sıkıntı yarattığı oranda, dinleyein için de komiktir. Bu tür ses bozukluklarına daha çok puderte döneminde rastlanmaktadır.

Yüksek perdeli olağan dışı ses (the falsetto):
Bu tür ses bozukluğu sosyal olgunluk ve seksüel sorunlar gibi duygusal nedenlerden ötürüdür. Larenxte eşgüdüm bozukluğu oluşur. Eğer birey yüksek sesi normalş sesten çok fazla kullanıyorsa sorun var demektir.

Boğuk ve kısık seslilik:
Bu tür ses bozukluğunda larynx ve farynx kaları gerilmektedir. Ses kıvrımlarının titreşimidüzensizleşir. Psikolojik etkilenmeerde bu sorunl da önemlidir. Boğuk sesin perdesi düşük, şiddeti ise normalden fazladır.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!

Pazar, Kasım 19, 2006

Ses Bozuklukları ve Düzeltilmesi

Ses bozukluklarının düzeltilmesi için önce ses bozukluklarının temel nedenlerini bilmek yararlı olacaktır:

Nedenleri açısından ses bozuklukları iki grupta toplanabilir. Bunlar organik ses bozuklukları ve işlevsel ses bozukluklarıdır.

Organik Kökenli ses bozuklukları:

Ses bireyin konuşma mekanizmasındaki organik bozukluklardan da etkilenebilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

Gırtlak yitimi:
Bazı biraylerin gırtlağı (larynx) kanser, tümör, tüberküloz, kazalar gibi nedenlerle yitirilmekte ya da hasara uğramaktadır. bu
durum ise ses bozulmasına neden olabilir.

Ses yumruları: (vocal nodules):
Ses yumruları, ses kıvrımlarının arasında büyüyerek sesin çıkışını engellerler. Yumrular ses tellerinin altından gelen hava basıncının uygun bir şekilde oluşumunu engelleyebilmtekte, ses tellerinin serbest titreşim yapmasına mani olabilmektedir.
Bunun sonucında ise ses bozukşuğu olabilmektedir.

Kontak ülserler:
Tek ya da çift taraflı olabilen ülserlerle çoğunlukla erkeklerde reastlanmaktadır. Bu bireylerin ses perdelemesi düşük; ses değişkenleri zayıf ve sesleri bozuktur.

Vokal kıvrım felçleri:
Ses kıvrımlarındaki felçler sonunda ses kaybolması, boğuk ses, kısık ses gibi ses bozuklukları olabilir. Söz konusu felçler duyusal, motor, gırtlak ve ses telleri felçleri şeklinde ortaya çıkabilir.

Diğer gırtlak bozuklukları:
Çeşitli nedenlerle oluşan gırtlak iltihaplanmaları, küçük zarların oluşumu ses bozukluğu yaratabilir.

Yarık damaklılık:
Oldukça sık görülen bir bozukluk olup, bin doğumdan birinde gerçekleşmektedir (Travis, 1971). Yarık damaklılık ya fetal dönem belirmekte, doğum sonrasında ortaya çıkmaktadır, ya da kazalar tümörler ve ameliyatlar sonucu olabilmektedir.

 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!