Ses bozukluklarının sınıflandırılması iki açıdan yapılabilir. Bunlar; sesin özellikleri dişkkate alınarak yapılan sınıflama ve nedenleri açısından yapılan sınıflama olmaktadır.
- Sesin özellikleri dikkate alınarak yapılan sınıflama:
Ses, titreşen cisimden çıkkan bir tür enerjidir. Sesin dört temel özelliği bulunur. Cismi titreştiren güç, sesin birinci özelliğidir. Sesi bu özelliğine şiddet denir. Cismin saniyedeki titreşim sayısının az ya da çok oluşu sesin perdesini belirtir. Her titreşim asıl kaynaktan ayrılmadan önce, kendi kaynağı içinde birtakım etkileşimlerde bulunmaktadır. Bu hususa da sesin tonu ya da kalitesi denilmektedir. Bir diğer husus ise sesin yerine göre alçak, yerine göre yüksek şekilde kullanılabilmesi ile ilgilidir. Bu özelliğe esneklik denilir.
Bu şekilde, sesin özelliklerini tanımlamış olduk. Önümüzdeki günlerde ses özellikleri yönünden ses bozukluklarını inceleyecek ve sesin farklı sınıflandırma yöntemlerine değineceğiz.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Günlük yaşantımız iletişim süreci üzerine temellenmiştir. Bizler, zaman zaman alıcı, bazen de kaynak görevi olarak bu sürecin devamını sağlarız. İletişim; bir kaynağın belirli bir mesajı bir kanal yardımıyla alıcıya iletmesidir. Yaşantımızda mesajların iletilmesi çoğu zaman sesli uyaranlar şeklindedir.
Konuşarak birbirleriyle anlaşan, işlerini çözümleyen, öğrenen-öğreten, kısaca yaşayan bireyler çoğunlukla seslerini kullanmaktadırlar. Ses, kalite, perde, şiddet yönünden çevre tarafından benimsenen özelliklere, yaş ve cinsiyete göre değişkenlik gösterir. Bizler insan sesini, ses birimlerini (phoneme) dinleyerek, akıcılığını gözleyerek, anlam açıklığını değerlendirerek izleriz.
İletişimde ses birimlerinin çevre tarafından kabul edilen şekilleri vardır. Sesin bu ölçütlere uymayan şiddeti, perdesi, kalitesi olması; sesin anormalliği olarak nitelenmektedir. Ses bozukluğu; konuşmanın şiddet, perde, ton ve esneklik yönünden durum, cins, yaş ve bireye göre sürekli olarak beklenenden farklı olması olarak tanımlanabilir.
Kısaca söylemek gerekirse, ses bozukluğu, bireyin sesin şiddet, perde, ton ve esneklik yönünden çevrenin koyduğu ölçütlere göre sürekli olarak farklılık göstermesidir. Bireylerin psiko-sosyal yapıları ses bozukluklarında etkili olabilmektedir. Utangaçlık ve saldırganlık gibi bazı davranış örüntüleri ses bozukluklarını etkileyebilmektedir. Utangaç insanların sesi tiz (ince), saldırganlarınki ise hoş olmayan tonda çıkabilmektedir. Okullarda rastlanan ses bozukluklarının çoğu utangaçlıktan kaynaklanmaktadır.
Önümüzdeki günlerde ses bozukluklarını sınıflandırarak devam edeceğiz.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Kekemeliğin nedenleri, kullanılan sağaltım yöntemleri ve özelliklerinin belirtilmesinden sonra çocuk-çevre düzeninde yer alan anne-baba öğretmen ve akran gruplarına yönelik öneriler getirmek kolaylaşacaktır.
Ana-babanın dikkat etmesi gereken hususlar:- Ana babalar her çocuğun kendine özgü konuşma gelişimi olduğunu ve buna müdahale edilmeden tutarlı ve sakin davranmanın gereğini kavramalıdırlar.
- Çocuklara konuşmayı sevdirmek için gayret göstermelidirler.
- Aile içi çatışmaların çocukları etkilediğini, özellikle dil gelişimlerini engellediğini bilmelidirler.
- Anne ve babalar çocuklarının kekelemesine karşı anlayışlı davranmalı; onları yermek yerine dikkatlerini başka yöne çekmelidirler.
- Anne ve baba; çocuklarındaki özrün düzeltilmesinde , okul-uzman ilişkisini sürdürmekte başarılı olmalıdırlar.
Öğretmenlerin dikkat etmesi gereken hususlar:- Öğretmen kekeme çocukları damgalamaktan ve onlara karşı hassas davranmaktan kaçınmalıdır.
- Çocuğun dikkatini özürlü davranışına çekici davranışlardan kaçınmalıdır.
- Çocuklara kendilerini kabul ettirici ve sınıf ortamında onay alıcı davranış olanakları sağlanmalıdır.
- Öğretmenler, çocuğun sağaltımının başarılı olması için uzman-ebeveyn ilişkisini düzenleyebilmelidirler.
Akran gruplarının dikkat etmesi gereken hususlar:- Akran grubunda yer alan çocuklar, kekeme arkadaşlarına karşı kabul edici ve hoşgörülü olmalıdırlar.
- Özürlü arkadaşlarına kendilerinin sürdürdüğü etkinliklerde yer verebilmelidirler.
- Özürlü arkadaşlarını üzmekten ve gerginlik yaratıcı davranışlardan kaçınmalıdırlar.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Kekemeliğin sağaltımında kullanılan yöntemleri belirttikten sonra sağaltım çalışmalarının başarılı olması için gerekli koşullar şu şekilde sıralanabilir:
- Yöntem geniş ve temsil edici bir gruba uygulanmalıdır.
- Sonuç bir objektif olarak belirtilmelidir.
- Terapik başarı yinelene değerlendirme ve yeterli sayıdaki örneklerle saptanmalıdır.
- Gelişme klinik dışındaki ortamda da belirlenmelidir.
- Sonuçların kararlılığı uzun dönemli araştırmalarla belirlenmelidir.
- Uygun kontrol grupları ve kontrol koşulları düzenlenerek sağaltım yönteminin geçerliliği ortaya konmalıdır.
- Yapılan sağaltım çalışması sadece kekemeliği gidermeye yönelik değil; aynı zamanda bireyin benlik kavramını geliştirici ve özrün etkisini azaltıcı yönde olmalıdır.
- Sağaltım sonucunda bireylerin konuşmasının doğal ve kendiliğinden olmasına çalışılmalıdır.
- Uygulanacak sağaltım yöntemi çok fazla uzmanlaşmış kişiler tarafından değil, genelde geçerli olmalıdır.
- Seçilen yöntem tamamlandığı andan itibaren bireyler üzerinde güdüleyici etkisini sürdürebilmelidir.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Önceki günlerde
1. Konuşma örüntüsünün şekillendirilmesi
2. İkna etme
3. Gevşetme
4. Psikoterapi
5. Iowa Gelişmesi
6. Bryngelson Gönüllü Kekemelik ve Objektif Tutum
7. Johnson Algısal ve Değerlendirici Olarak Yeniden Yöneltme
8. Van Riper: Ortadan kaldırma, uzatma ve hazırlayıcı kurumlar
9. İlaç tedavisi
10. Davranış terapisi
11. Sistematik duyarsızlaştırma
yöntemlerini gördük. Bugün, kekemelik tedavisinde kullanılan üç yönteme daha değinerek konuyu sonlandıracağız:
12. Geciktirilmiş İşitsel Dönüt ve Yavaş KonuşmaGoldiamond lavoratuvar araştırmasında aversve ters uyarım kullanılmıştır. Bu uyarım aşırı ses ile cezalandırmaya yol açan olumsuz pekiştirici kullanılması şeklindedir. Birinci aşamada birey kekeleyince aşırı ses verilmektedir. İkinci aşamada ise negatif pekiştireç olarak etkisi açıklanmaktadır. Bu yolla olumsuz davranış olan kekkeleme ters uyaranın etkisine girmektedir.
13. Ritmik veya metronom zamanlı konuşmaBu yöntemde elektronik bir mini metronom kekeleyen bireyin kulağına takılmaktadır. Brady'nin belirttiğine göre 26 kelimeden 21'i bu yöntemle düzeltilebilmektedir. Andrew ve arkadaşları ise buna benzer şekilde ses zamanlı konuşma kullanmışlardır.
14. Sesin maskelenmesiBu yöntemde çift yönlü işitsel maskeleme gereci kişiye takılmaktadır. Duraksarken ya da duraksamada maskeleme çalıştırılmaktadır. Trotter ve Silverman bu yöntem sonucu ulaşılan başarılı klinik bulguları belirtmektedirler.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Kekemelik tedavisinde davranış terapisi değişik şekillerde uygulanabilir.
1. Sistematik duyarsızlaştırmaBu yöntem 1958 yılında Wolpe tarafından korku tepkilerini söndürmek için geliştirilmiştir. Wolpe, çalışmalarında bazı tepkilerin anksiyeteyi ketlediğini bulmuştur. Eğer bu tepkiler uyaranın var olduğunda da ortaya çıkarsa etkililiği azalmaktadır. Örneğin köpeklerden korkan bir çocuğun köpeğin bulunduğu yerler civarında beslenerek korkunun söndürülmesi. Korku tepkiyi geçmemekte olup; onu ketlemektedir.
Wolpe'nin yöntemi kekemeliğe yine ilk defa kendisi tarafından uyarlanmıştır. Bu yöntemi daha sonra Walton ve Mather, Brutten ve Shoemaker sürdürmüşlerdir. Bu yöntemin esası kekemelik için korku yaratan ortamların sürekli yinelenerek etkisiz kılınmasıdır.
2. Akıcılığı Pekiştirme
Edimsel koşullamanın bu türünde kekemelik üzerinde durulmamakta, akıcı konuşma pekiştirilmektedir. Ricard ve Munday yaptıkları araştırmada 9 yaşında kekeme bir çocuüun akıcı konuşmasını pekiştirerek, kekelemesinde azalma yaratmışlardır. Leach, Shaw ve Shrum da benzer bulgular elde etmiştir. Maning, Tutma ve Sohaw akıcılığı pekiştirme konusunda tad veren ödüllerin gerekli olmadığını sözel ödüllerin geçerli olduğunu bulmuştur.
3. Konuşmada EkonomiBu yöntem Andrews ve İnham tarafından kullanılmıştır. Yöntemin esası bireylerin kekeleme davranışlarında azalma veya artışa göre temel gereksinimlerinin doyurulmasının gerçekleştirilmesidir.
4. Tematik içerik uyarlamasıShames, Egolf ve Rhodes tarafından geliştirilmiş bir yöntemdir. Bu yöntemlerde birey kekemeliği hakkında olumlu konuştuğunda, olumlu sözel pekiştirilmektedir. Sonuçta olumsuz sözel açıklamalar azalmakta, olumlu olanlar ise artmaktadır.
Yarın
- Geciktirilmiş işitsel dönüt
- Ritmik konuşma
- Sesin maskelenmesi
yöntemleri ile konumuza devam edeceğiz.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Önceki günlerde
1. Konuşma örüntüsünün şekillendirilmesi
2. İkna etme
3. Gevşetme
4. Psikoterapi
5. Iowa Gelişmesi
6. Bryngelson Gönüllü Kekemelik ve Objektif Tutum
7. Johnson Algısal ve Değerlendirici Olarak Yeniden Yöneltme
8. Van Riper: Ortadan kaldırma, uzatma ve hazırlayıcı kurumlar
yöntemlerine baktık.
Kaldığımız yerden devam edelim:
9. İlaç TedavisiBu tür dedaviye 1950'lerde "transquilizer" türü ilaçların kullanılmasıyla başlanılmıştır. İlaçların kullanımı sonucunda ortaya çıkan durum, karmaşıklığın azalması ancak sıklığın aynı kalması şeklindedir.
10. Davranış TerapisiBu yaklaşım 1960'larda gelişim bulmuştur. Davranış şekillendirilmesi adıyla da anılan bu yöntemin değişik türleri bulunmaktadır:
- Sistematik duyarsızlaştırma;
- Akıcılığı pekiştirme;
- Konuşmada ekonomi ve
- Tematik içerik uyarlaması
Yarın bu dört terapi türünü daha ayrıntılı inceleyeceğiz. Daha sonraki günlerde ise ritmik konuşma ve sesi maskeleme yöntemlerine bakacağız.
.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Bundan önceki bir kaç gün
1. Konuşma örüntüsünün şekillendirilmesi
2. İkna etme
3. Gevşetme
4. Psikoterapi
5. Iowa Gelişmesi
6. Bryngelson Gönüllü Kekemelik ve Objektif Tutum
yöntemlerinden bahsettik.
Gezintimize kaldığımız yerden devam edelim:
7. Johnson Algısal ve Değerlendirici Olarak Yeniden Yöneltme
Johnson'un ileri sürdüğü kuram istemli kekemeliğe benzemekte ancak önemli noktalarda farklılık göstermektedir. Johnson'a göre kekemelik konuşmanın her an kesilebileceği korkusundan kaynaklanmaktadır. Araştırmacı, normal konuşmanın da duraksamaları içerdiğini söylemektedir. Aradaki fark ise kekemelerin duraksamalara karşı duygusal davranmaları olmaktadır. Sonuç olarak bu kuramın ileri sürdüğü, kekemeliğin kekemelerin duraksamalara karşı duygusal davranmalarından kaynaklandığıdır.
Bu sağaltım türünde ayna karşısında sağaltım yapılmakta; kekemelere kekeledikleri an olağan dışı bir şey olmadığı anlatılmaya çalışılmaktadır. Yine bu bireylere normal konuşmada yer alan duraksamaları da gösterilmektedir. Bu sağaltım türünde amaç kekeme bireyin düşünme ve değerlendirme yapılarında değişme yapmaktır.
8. Van Riper: Ortadan kaldırma, uzatma ve hazırlayıcı kurumlarRiper, kekemeliği öğrenilmiş bir davranış olarak benimsemektedir. Ona göre kekeleme davranışı ilerisini düşünme özelliğinden kaynaklanan önleme davranışıdır. Riper'ın bulduğu bazı temel özellikler şu şekildedir.
- Bir kelimeyi söylemeye başlamadan önce kekemelerin seslerini ve konuşma organlarını kasmaları,
- Kelimelerin ilk önce başını eklemeye çalışmak,
- Kelimenin başlangıcındaki sese önem vererek söylemeye çalışmak.
Bu tür sağaltımda yapılan çalışmaya "çekip uzatma" denilmektedir. Eğer kekeme birey, kekeme hazırlayıcı kurulumlarında takılıp kalırsa; bireye takıldığı kelimeyi yumuşak, rahat ve ılımlı bir şekilde söylemesi kazandırılmaya çalışılmaktadır.
Önümüzdeki günlerde
9. İlaç tedavisi
10. Davranış terapisi
11. Sistematik duyarsızlaştırma
12. Geciktirilmiş işitsel dönüt
13. Ritmik konuşma
15. Sesin maskelenmesi
yöntemleri ile konumuza devam edeceğiz.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Dün
1. Konuşma örüntüsünün şekillendirilmesi
2. İkna etme
3. Gevşetme
yöntemleri ile kekemeliğe yaklaşımdan bahsettik.
Kaldığımız yerden devam edelim:
4. PsikoterapiYirminci yüzyılın başlarında Freud nevrotik semptom'un bilinçsiz içsel çatışmadan kaynaklandığını belirtmiştir. Brili ve Coriat Freud'u izleyerek kekemeliğin sağaltımında psikoterapi yöntemini kullanmışlardır. Brili yaptığı izleme çalışmalarında 96 kekemenin beşinin psikoterapi sonucunda tamamiyle iyileştiğini bulmuştur. Diğerlerinde ise 11 yıl sonra aynı belirtiler yinelenmiştir. Bugün için çok sayıda araştırmacı bu yöntemi tek başına yeterli bulmamakta; diğer yöntemlerle desteklenmesi gerektiğini savunmaktadır.
5. Iowa Gelişmesi1930'larda kekemeliğin sağaltımında bu yöntem belirmiştir. Bryng Bryngelsen, Wendell Johnson ve Charles Van Riper'in ortaklaşa geliştirdiği bir yöntemdir. Bu kuramın esas felsefesi, kekemeliğin önlenebileceği şeklindedir. Bu yaklaşımda bireylere el, kol sallatıp kekelememeleri sağlanmaktadır. Çocuğa "kekelemek istiyorsan kekele; ama bunu korkmadan, sıkılmadan yap" denilmektedir.
6. Bryngelson Gönüllü Kekemelik ve Objektif TutumBu tür sağaltımda amaç bireylerin kekemeliklerine karşı objektif tutum geliştirmeleridir. Bu yöntemde birey kekemelik davranışını yadsımamakta, nedenlerini açıkça tartışabilmektedir. Bu amaçla grup terapilerinden yararlanılmaktadır. Bireylerin korku yaratan durumlara objektif tutum almaları sağlanmaya çalışılmaktadır. Gönüllü kekemelik yaklaşımında birey sorunu olan kelimeleri isteyerek kekelemektedir. Zamanla birey istemli kekemeliği kontrol altına alabilmektedir.
Önümüzdeki günlerde
7. Algısal değerlendirici olarak yeniden yöneltme
8. Van Ripor yöntemi
9. Davranış terapisi
10. Sistematik duyarsızlaştırma
11. Geciktirilmiş işitsel dönüt
12. Ritmik konuşma
13. Sesin maskelenmesi
yöntemlerine değinmeye devam edeceğiz.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Önceki yazımızda kekemeliğin sağaltımı için literatürde önerilmiş çeşitli yöntemlerden maddeler halinde bahsetmiştik. Bugün ve önümüzdeki günlerde bu yöntemlere biraz daha detaylı değineceğiz.
1. Konuşma örüntüsünün şekillendirilmesiBu tür etkinliklerde kekeme çocuğa kekelediği an bazı ritmik hareketler, kolların ve allerin sallanması vb. kazandırılmakta ve bu yolla olağan dışı konuşma örüntüleri giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu yöntemin olumsuz bir yanı bulunmaktadır: Sağaltım sonrası yeniden kekemelik oluştuğunda beraberinde el, kol sallama gibi olumsuz alışkanlıklar da gelebilmektedir. Yine bu yöntem için Freschel'in çiğneyerek konuşma yöntemi örnek verilebilir.
2. İkna etmeKekemeliği önlemenin önemli yollarında birisi de inandırmaktır. Özellikle bu yöntem 19. yy'da hipnotizmanın yaygınlaştığı an geçerlilik kazanmıştır. Bu tür sağaltımda, hipnotik inandırmalar düzenli olarak, uzun dönemli öz inandırma yoluyla olmaktadır. Ancak bu tür sağaltım etkinliği, kekemeliğin önünde varolan engellemeyi kaldıramamakta; geçici çözüm olabilmektedir. Çoğu durumlarda ise sağaltım sonrası kekemelik geri gelmektedir.
3. GevşetmeBir kişinin tamamen gevşediği anda kekelemeyeceği esasına dayanan bu sağaltım yöntemi, tüm kekemelik türleri için geçerli olmamaktadır. Sadece kekemelerin çok azı kekeleme esnasında gevşeyebilmektedir. Bu yöntemin bir diğer sakıncası da klinikte yapılan gevşetme çalışmalarının doğal ortamda aynı sonucu vermemesidir.
Önümüzdeki günlerde ajandamıza aşağıdaki konuları detaylandırarak devam edeceğiz:
4. Psikoterapi
5. Iowa gelişmesi
6. Gönüllü kekemelik ve objektif tutum
7. Algısal değerlendirici olarak yeniden yöneltme
8. Van Ripor yöntemi
9. Davranış terapisi
10. Sistematik duyarsızlaştırma
11. Geciktirilmiş işitsel dönüt
12. Ritmik konuşma
13. Sesin maskelenmesi
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!